HEREDOT’UN BİLİNMEYEN YÖNLERİ

1
185

Genellikle ilk çağ alanı ile ilgilenen tarihçiler tarihi iki ana zaman dilimine bölerler.Bunlardan ilki yazısız dönem,ikincisi ise yazılı dönemdir.Yazısız dönem diğer bir deyimle karanlık çağ ile ilgili tarihsel bilgileri arkeolojik kazılarda çıkan ürün ve duvar resimlerinden elde ederiz.Yazılı dönem aydınlık çağda ise tarihi bilgiler daha somut olmakla beraber aynı zamanda kalıcıdır.Tarih’in yazı ile buluşmasıyla tarih yazıcılığı da başlamıştır.Tarih yazıcılığını başlatan kişi yunanlı filozof Heredottur.Peki Heredot bu yola nasıl çıkmış,tarihi yazarak kaydetmeye nasıl karar vermiştir?İÖ 484 yılında, bugün Muğla olarak bilinen şehrin civarında bir yunan kolonisi olan Karya şehrinde dünyaya gelen Heredot dönemin zengin tüccarlarından biri olan Nikses’in oğludur.Heredot hem zengin bir ailede dünyaya gelmesi hem de Karya gibi ticaretin aktığı bir şehirde doğması sayesinde iyi bir eğitim almıştır.Karya şehrinde genellikle bir Yunan lehçesi olan dor lehçesi kullanılmaktaydı.Bu nedenle Heredot’un da günlük yaşamında dor lehçesi kullandığı düşünülmektedir.Bu durumda kesin kanıya varılamamasının sebebi ise Heredot’un eserlerinde rastladığımız iyon lehçesidir.Lakin şöyle bir ayrıntı var ki İÖ antik dönemde özellikle bilimsel yazıcılıkta iyon lehçesi kullanıldığı tespit edilmiştir.Bu durum Heredot’un bilimsel yazılarında iyon lehçesini kullanmasının açıklamasıdır. Peki Heredot “Tarihin Babası” ünvanını nasıl almıştır?Romalı hatip,devlet adamı Çiçero ona bu ünvanı vermiştir.Fakat tarihin babası olan filozof’un hayatı hiç de kolay geçmemiştir.Uzun yıllar Samos(Sisa) adasına sürülmüş olan Heredot  burada da bilimsel çalışmalarını sürdürmeyi ihmal etmemiştir.Sürgünün bitmesinin ardından uzun soluklu bir geziye çıkan Heredot gittiği yerlerdeki insanlarla,bilginlerle konuşmuş ve arşivleri gezmiştir.Uzun soluklu bu seyahatlerinin bir kısmının gerçekliği bugün hala şüphelidir.Heredot,Atina’ya yaptığı seyahatte yunanlı Perikles ile tanışmıştır.Perikles Heredot’un zekasından ve sohbetinden etkilenmiş ve onu evinde gerçekleştirdiği Sinpozyuma davet etmiştir.Periklesin dönemin bilginleriyle evinde gerçekleştirdiği entelektüel konuşmalara sinpozyum denmektedir.Heredot Periklesin evinde katıldığı sinpozyumda tragedya yazarı Sofakles ile tanışmış ve dostluk kurmuştur.Heredot bu entelektüel sohbetin onun ufkunu geliştirdiğinin farkındadır ve bu durum onu Periklesin evinin müdavimi haline getirmiştir.Bir gün Perikles Heredot ile sohbet ederken ondan Pers Yunan savaşını yazmasını istemiştir.Heredot bu isteği yerine getirmeyi kabul etmiş fakat kuru bir savaş anlatımından öteye geçerek eserinde dünyayı anlatmıştır.Yazdığı bu eseri tamamlayabilmek için Thurrium’a yerleşen filozof 405 yılında burada hayata gözlerini yummuştur.Heredot’un eserlerine baktığımızda tarihçiliği ile ilgili şunları söylemek gerekir;öncelikle tarihsel yazıcılık onunla başlamıştır,yazdıklarına Historia(araştırma) olarak değerlendirmiştir,kronik yazıların dışına çıkmış ve yazdıklarına kendi yorumlarını da eklemiştir.Heredot Pers Yunan Savaşını doğu batı meselesi olarak ele almış olan tek tarihçidir.Heredottan sonra gelen birçok tarihçi “Heredot Tarih Anlayışını” benimsemeye çalışmıştır.

1 Yorum

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here