Eğitim İzleme Raporu 2016-17

0
396

Eğitim Reformu Girişimi (ERG), 10 yıldır eğitimi izliyor ve eğitim alanında yaşanan gelişmeleri Eğitim İzleme Raporları aracılığıyla değerlendiriyor.

ERG, Eğitim İzleme Raporu 2016-17’de “güncellenen” öğretim programlarını, Öğretmen Strateji Belgesi 2017-2023 bağlamında öğretmen politikalarını; özel okullardaki artışı ve teşvikleri; eğitim harcamalarını; eğitim ortamlarını, Suriyeli çocukların eğitimine ilişkin gelişmeleri ve eğitimin çıktılarını değerlendiriyor. Ayrıca, kapsayıcı eğitim politikalarına duyulan gereksinimi ve “çocuğun iyi olma hali” yaklaşımının politika ve uygulamalara rehberlik etmesinin önemini vurguluyor.

Avrupa Roman Hakları Merkezi Türkiye Gözlemcisi ve Roman Hakları Forumu Kurucusu Hacer Foggo’nun önsözü ve Başkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. H. Giray Berberoğlu’nun sonsözü ile yayımlanan rapor, güncel bilimsel çalışmalardan yararlanılarak ve ulusal ve uluslararası veriler analiz edilerek hazırlandı; ayrıca akademisyenlerin, eğitimcilerin, ebeveynlerin, kamuda ve sivil toplumda çalışan uzmanların görüşleri alınarak son haline getirildi.

Eğitim İzleme Raporu 2016-17 raporunu ERG web sitesi üzerinden inceleyebilirsiniz.

Eğitim İzleme Raporu 2016-17 İncelemek için Tıklayınız.

Eğitim Reformu Girişimi (ERG), çocuğun ve toplumun gelişimi için eğitimde yapısal
dönüşüme nitelikli veri, yapıcı diyalog ve farklı görüşlerden ortak akıl oluşturarak katkı yapan bağımsız ve kar amacı gütmeyen bir girişimdir. Yapısal dönüşümün ana unsurları, eğitimde karar süreçlerinin veriye dayalı olması, paydaşların katılımıyla gerçekleşmesi, her çocuğun kaliteli eğitime erişiminin güvence altına alınmasıdır. ERG çalışmalarını, Eğitim Gözlemevi ve ATÖLYE ortak girişimiyle oluşturduğu Eğitim Laboratuvarı birimleriyle yürütür.

 

ÖZET DEĞERLENDİRME

Eğitim Reformu Girişimi (ERG), eğitim alanında yaşanan gelişmeleri on yıldır Eğitim
İzleme Raporları aracılığıyla izleyerek değerlendirmelerini kamuoyuyla paylaşıyor. Eğitim
İzleme Raporu 2016-17, altı ana başlıktan oluşuyor: yönetişim ve finansman, öğrenciler ve
eğitime erişim, öğretmenler, eğitimin içeriği, eğitim ortamları, eğitimin çıktıları. Güncel
gelişmeler değerlendirilirken kapsayıcı eğitimin gelişmesine duyulan gereksinim
vurgulanıyor; çocuğun iyi olma hali yaklaşımının politika ve uygulamalara rehberlik
etmesi önerisinin altı çiziliyor. Raporun hazırlandığı süreçte, okullulaşma oranları, derslik ve öğretmen başına düşen öğrenci sayıları gibi ulusal veriler ile Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (Programme for International Student Assessment -PISA) ve Uluslararası Matematik ve Fen Eğilimleri Araştırması (Trends in International Mathematics and Science Study -TIMSS) sonuçları gibi uluslararası veriler analiz edildi. Ulusal ve uluslararası güncel bilimsel çalışmalardan yararlanıldı. Raporun içeriği, İstanbul’da ve Ankara’da gerçekleştirilen danışma toplantıları, uzmanlarla birebir görüşmeler ve e-posta yoluyla alınan geribildirimlerle zenginleşti. Bu özet değerlendirmede, oldukça geniş kapsamlı olan raporun kısa bir özeti ve sentezi sunuluyor

İlköğretim ve ortaöğretim düzeyinde “güncellenen” öğretim programları Ocak 2017’de
kamuoyuyla paylaşıldı ve paydaşların bir aydan daha az sürede görüş ve önerilerini
sunabilecekleri belirtildi. Temmuz 2017’de programların son hali yayımlandı. Çocukların
hangi konuları öğreneceklerine ve hangi kazanımları edineceklerine ilişkin yol gösterici
işlevi olan öğretim programlarının hazırlandığı süreçte saydamlık ve katılımcılık
bakımından temel eksikler gözlemlendi.

Taslak programların hazırlık süreci kamuoyuna yansımadı; eğitim alanında çalışan pek
çok uzmanın, sivil toplum kuruluşunun (STK), akademisyenin sürece ilişkin bilgisi
olmadı. Saydamlık, değişikliklerin henüz fikir aşamasındayken tüm paydaşlar tarafından
tartışılabilmesini gerektirirdi. Bu süreçte, var olan programların yapılmış olduğu
belirtilen ölçme ve değerlendirmesinin paylaşılması eğitimin niteliğini güçlendirecektir.
Programlarla birlikte, değişikliklerin gerekçesini, felsefesini, kimler tarafından
hazırlandığını açıklayan belgeler de paylaşılmadı. Katılımcılığın gerçekleşebilmesi için
öncelikle bu konuların paylaşılması ve tartışılabilmesi gerekirdi. Bu süreçte binlerce
kişiden görüş alındığı açıklandı. Çok sayıda kişi ve kurumun geribildirim vermesi eğitim
sistemindeki değişimlere duyarlı bir toplum yapısını göstermesi açısından önemli ve
üzerinde düşünülmesi gereken bir durumdur. Ancak alınan geribildirimlerin nasıl
değerlendirildiği, hangi görüşlerin, neden dikkate alındığı, hangilerinin neden
alınmadığı, geribildirimlerin programların son haline nasıl yansıdığı belirsizliğini
koruyor. Katılımcılığın yalnızca görüş almakla sınırlandırılması da önemli bir eksiklikti;
çoğulcu tartışma ortamlarının kurulması daha kapsayıcı politikalar geliştirilmesini
sağlayacaktır.

Eğitim alanında, tüm paydaşları ilgilendiren kararlar alınıp uygulanırken saydamlık ve katılımcılık ilkeleri göz ardı ediliyor.

Okullar çocukların sosyal, duygusal ve akademik gelişim sağladıkları, çatışma
çözümleme ve sosyalleşmeyi öğrendikleri yerlerdir. Eğitim ve öğretim ortamlarının,
çocukların söz konusu gelişim ve öğrenme ihtiyacını karşılayacak biçimde tasarlanması
gerekir. Bu bağlamda, Türkiye’de çocukların iyi olma halini olumsuz etkileyen
uygulamalardan biri ikili öğretimdir. 2015 yılına ilişkin verilere göre, Türkiye genelinde
ilkokul öğrencilerinin %50,5’i, ortaokul öğrencilerinin %40,8’i, ortaöğretim
öğrencilerinin %10,2’si ikili öğretim yapan okullara devam ediyor. Üst politika
belgelerinde ikili öğretimin 2019’a kadar sonlandırılması hedefine yer verilmesine
karşın, bu hedefin gerçekleşmesini sağlayacak yeterlikte bir bütçe ayrılmış görünmüyor

MEB bütçesi artma eğiliminde olsa da, çocuğun iyi olma halini
güçlendirecek yatırımlar için daha fazla bütçe ayrılmasına gerek duyuluyor.

Bütçenin verimli harcanması kadar eşitlikçi harcanması da önem taşıyor.
2014-15 eğitim-öğretim yılından bu yana özel okullara teşvik ödenmesi
kamu kaynaklarının eğitim alanında eşitlikçi kullanımı ilkesiyle çelişiyor.

Son yıllarda özel öğretim kurumlarında öğrenim gören çocukların payı artıyor.
Hanehalkları tarafından eğitim kurumlarına yapılan harcamalar da artış gösteriyor.
Kamu bütçesinden özel okullara ödenen teşvikler, özel öğretimin payındaki artışı
açıklamak için yeterli bir gösterge olmasa da, kaynakların eşitlikçi kullanımı
bakımından incelenmeye değer. Öğrenci başına yıllık 2.860 TL ile 4.000 TL arasında
değişen teşvikler halihazırda çocuğunu özel okula gönderebilecek olan ailelerin yararına oluyor. Oysa bu bütçe, devlet okullarındaki onarım, bakım, temizlik gibi pek çok önemli ihtiyacı karşılamak için; özellikle yoksul çocukların beslenme ihtiyacını karşılamak için kullanılabilir. Ek olarak, okulların güçlenmesi için okul temelli bütçeye geçiş önem taşıyor. Devamını Görmek için ERG Web sitesinden raporu inceleyebilirsiniz.

Kaynak: http://www.egitimreformugirisimi.org/egitim-izleme-raporu-2016-17/

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here